HAYÂ: ALLAH’IN EMRİ, FITRATIN GEREĞİ
Muhterem Müslümanlar!
Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.s) ashabına,
Allah’tan gerektiği gibi hayâ
ediniz!” buyurdu. Ashâb-ı kirâm, “Ya Resûlallah! Biz
Allah’tan hayâ ediyoruz!” dediklerinde, Sevgili
Peygamberimiz (s.a.s) onlara şu uyarıda bulundu:
“…Allah’tan hakkıyla hayâ etmek, bütün organları her
türlü günah ve haramdan korumaktır. Dünyanın geçici
nimetlerine aldanmamaktır. Ölümü ve hesabı asla
unutmamaktır.”
1
Aziz Müminler!
Hayâ, yüce dinimiz İslam’ın kadın erkek her
Müslüman’a emrettiği temel bir ahlak ilkesidir. Hayâ, nefsin
her türlü aşırılığına karşı gösterilen onurlu bir duruştur.
İnsanı bütün kötülüklerden koruyan güçlü bir kalkandır.
Hayâ, bir hayat tarzıdır. Fıtratın gereği, bedenin süsü,
imanın hayata yansımasıdır. Hutbeme başlarken okuduğum
hadis-i şerifte Allah Resûlü (s.a.s),
“…Hayâ, imandan bir parçadır.”
2 buyurarak, hayânın
önemine dikkat çekmektedir.
Hayâsızlık ise, ahlaki değerleri yok eden, insanın onur
ve saygınlığını ayaklar altına alan bir felakettir. Şeytanın, en
sinsi tuzaklarından biridir. Nitekim Yüce Rabbimiz, “Ey
Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için,
elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi,
şeytan sizi de saptırmasın…”3 buyurmaktadır.
Kıymetli Müslümanlar!
Maalesef, mahremiyetin pervasızca ihlal edildiği bir
çağda yaşıyoruz. Günümüzde giyim sektörü, modacılar ve
bazı medya çevreleri, “özgürlük” ve “çağdaşlık” adı altında
çıplaklığı özendirmekte, örtünmeyi değersizleştirmektedir.
Bu anlayış, kadını da erkeği de değerli bir varlık olmaktan
çıkarıp izlenen ve tüketilen bir nesneye indirgemiştir. Oysaki
insanın bedenini, mahremiyetini ve özelini toplum önünde
sergilemesi; aklın, vicdanın ve fıtratın bozulmasıdır. Resûl-i
Ekrem (s.a.s), “Azîz ve Celîl olan Allah Halîm’dir, hayâ
sahibidir, ayıp ve kusurları örtendir. Hayâyı ve
örtünmeyi sever.”4 buyurmaktadır. Dolayısıyla kısa giysiler
ve şeffaf kıyafetler giyilmesi, nerede ve hangi amaçla olursa
olsun Allah’ın örtünme emrini ihlaldir, haramdır. Uzuvları
belli edecek şekilde dar elbise giyenler Allah Resûlü
(s.a.s)’in ifadesiyle, Giyinik çıplaklardır.”
5
Öyleyse küçük yaştan itibaren çocuklarımıza hayâ ve edebin
önemini anlatalım. İnancımıza ve medeniyetimize uygun bir
giyim tarzını sevdirerek onları yetiştirmeye çalışalım.
Evlatlarımızın fıtratlarını bozacak her türlü yanlıştan onları
korumanın gayretinde olalım. Bu hususa dikkat etmemek;
ebeveynler için ciddi bir hata, büyük bir sorumsuzluk, ağır
bir vebaldir.
Değerli Müminler!
Tıbbi bir zorunluluk olmadan sadece beğenilmek ve
özenti uğruna vücut organlarının yapısını değiştirmek,
estetik ameliyatlarla fıtratı bozmak Allah’ın yarattığını
beğenmemek ve şeytanın oyununa gelmektir, günahtır.
Nitekim şeytan Allah’ın huzurundan kovulduğunda, yarattığını ın’Allah Kullarına
değiştirmelerini emredeceğim…”
6 demiştir. Ayrıca hangi
amaçla olursa olsun dövme yaptırmak, Peygamber
Efendimiz (s.a.s)’in ifadesiyle Allah’ın rahmetinden
mahrum kalmaktır, haramdır. Ekranlarda, dijital mecralarda,
görsel ve yazılı basında dinimizin tasvip etmediği
kıyafetlerle paylaşımlar yapmak her açıdan çirkin bir
davranıştır, haramdır. Hutbeme başlarken okuduğum ayet-i
kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Müminler
arasında hayâsızlığın yaygınlaşmasını isteyenlere
dünyada ve ahirette can yakıcı bir azap vardır. Allah
bilir, siz bilmezsiniz.”7
Aziz Müslümanlar!
Allah’ın hayâ ve iffet konusunda erkeğe ve kadına
yüklediği sorumluluk aynıdır. Nitekim Yüce Rabbimiz Nûr
sûresinin otuzuncu ve otuz birinci ayetlerinde şöyle
buyurmaktadır: “Mümin erkeklere söyle, gözlerini
haramdan sakınsınlar, iffet ve namuslarını
korusunlar…” “Mümin kadınlara da söyle, gözlerini
haramdan sakınsınlar, iffet ve namuslarını korusunlar.
Kendiliğinden görünen yerler dışında ziynetlerini
göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine
salsınlar…” 8 O halde, her işimizde olduğu gibi giyim
kuşam ve mahremiyet konusunda da ölçümüz Allah’ın
emirleri ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in sünneti
olmalıdır. Unutmayalım ki bedeni açıkta bırakan elbiseler,
vücut hatlarını belli eden kıyafetler tarz ya da imaj değil
Allah’ın emirlerini ihlal etmektir. Bazı sinema, dizi film,
dijital mecralarda yapılan yayınlar ve reklamlar aracılığıyla
normalleştirilmeye çalışılan çıplaklık, cesaret ve özgürlük
değil, aile kurumuna yapılan bir saldırıdır. Uygunsuz
kıyafetlerle toplumsal alanlarda, hele hele kurumsal özelliği
olan mekânlarda bulunmak asgari ahlak kurallarına bile
meydan okumaktır. Bu, çağdaşlık değil, ilkelliktir. Ahlak ve
edep ölçülerinin çiğnenmesine sessiz kalan herkes büyük bir
vebal altındadır. Çünkü neslimizin iffetini, edebini ve
ahlakını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Hutbemi Allah Resûlü (s.a.s)’in şu duasıyla
:bitiriyorum
“Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül
zenginliği dilerim.”
Üzgünüz, herhangi bir yanıt bulunamadı.